22 Haziran 2021 Salı
KÖKÜ NİZİP’TE, DALLARI GAZİANTEP’TE…

KÖKÜ NİZİP’TE, DALLARI GAZİANTEP’TE…

1965’li yıllarda “Sülo Ali” lakaplı Ali Alkan Beyefendinin anlattıkları -3

Halepli zeytinyağı tüccarı Hacı Halit ile alış-veriş sonrası sohbet ederken ben de oradayım. Babam beni, bir miktar kâğıt parayı Sülo Ali’ye vermem için göndermişti. Babamın cep defterinin arasındaki parayı ona verdim. Parayı saydıktan sonra defterdeki sayfasına gününü tarihini yazıp imzasını attırdıktan sonra, “Oğlum Kemal, taze çay gelecek; iç de git!” deyince, yok diyemedim.

xxx

Alkanların fabrikasının kuzey tarafında evleri vardı, evleri de bizim eve bitişikti… Evlerinin iki küçük penceresi bizim evin hayadına bakardı. Sokağımızın adı Alkan sokaktı ama gerek diğer mahalle ve sokaklardan gelenler bizim sokağa Üç Fatmalar Sokağı derlerdi… Çünkü sokak girişinin köşesinde Güvenal fabrikasının sahiplerinden Kalaycı Halil Efendinin karısının adı Fatma’dır ve Kalaycı Fatması olarak anılırdı. Anneme Pamuk Fatması, Ali Alkan Efendinin karısına da Silo Fatması, denirdi… Bu üç Fatmaların ibretlik anılarını daha sonra, fırsat bulunca siz okurlarıma anlatırım.

xxx

Ali Alkan beyefendi büyük ebatlı cevizden yapılma yazıhane masasının makam koltuğunda, Halepli Hacı Halit de masanın sağ tarafındaki koltukta oturuyordu, ben de onun karşısına oturdum.

O anda tipi, giyim kuşamı ve düzgün olmayan cümle kurgularından onun Suriyeli bir yağ (zeytinyağı) tüccarı olduğunu anladım.

Ağırından hafifine her türlü işi yapan, Ali Alkan’ın ayakçısı/çalışanı Mamo dayının getirdiği çaylarımızı içerken, Halepli tüccar, Ali Alkan’ın gözleri içine bakarak:

Ali Beyefendi, Şamlılar ve Haleplilerce, Nizip, zeytin ve fıstık ormanları ile ünlüdür; 25, 30 çeşit de üzüm türünüz vardır... Biz bu üç değerli ve hayati ağacı sizden edindik. Benim anlamadığım, bölgenizde en çok fıstık ağacı ve fıstık hâsılatı Nizip’teyken neden adı Nizip fıstığı diye anılmıyor da, Antep fıstığı olarak anılıyor?’’ türünden bir soruya muhatap olmuştu Ali Alkan Beyefendi; ben ise bilgiye aç bir genç olarak Ali Alkan Beyefendinin ne diyeceğine ve soruyu nasıl cevaplayacağına -pür dikkat- odaklanmıştım.

Mal mülk sahibi, eğitimli ve görgülü, fıstıklığı ve zeytinliği ve de saha mahallesinde ve arık yolunda iki adet sabun ve prina fabrikası vardı. Ali Alkan, çalışanı Mamonun getirdiği çayından bir yudum alıp, biraz düşündükten sonra, ‘’Fıstığımızın kökü Nizip toprağında, ama dalları Antep’in üstünde’’ dedi ve:

“Nizip ilçe sınırları içinde bulunan Antep fıstığı ağacı sayısı, Antep il sınırları içindeki fıstık ağacı sayısı Nizip’in dörtte birine -ancak- tekabül eder… Fıstığı ilk kez Türkiye’nin birçok iline ve ilçesine tanıtan ve pazarlayan Antepli tüccarlardır. Çerezlik kuru fıstık ile Antep baklavasının da vazgeçilmezi olarak boz fıstık içi de bu tanıtımda -reklamda- ön ayak olmuştur; adının Antep ile anılmasında…” dedikten sonra da beni göstererek:

“Bu oğlumuzun babası, pamuk mamet lakaplı, Nizip’in ilk resmi tüccarlarından Mehmet Cengiz’dir. Doğruluk ve dürüstlük abidesidir. Yalanın Ye’sini, haksızlığın Ha’sını bilmez. Alırken de satarken de belgeler… Aha bu oğlunun elindeki defterin içinde imzasız, tarihsiz ve şahitsiz bir tek bir alış veriş konusu haricinde bir yaprak bulamazsınız.

Nizip’e özgü olan 20 çeşit kuru üzümleri, kavrulmuş tuzlu fıstıkları, baklavalık fıstıkları, tenekelenmiş ya da fıçılanmış ve varillenmiş zeytinyağlarını ve kahvaltılık tane zeytinleri ile sonradan bir Türkiye de meşhur olan zeytinyağlı Nizip sabunlarını ilk kez Güneydoğuya pazarlayan Mehmet Cengiz beyefendidir. İç Anadolu ile Doğu Anadolu’nun büyük şehirlerine de pazarlama yapmıştır.

Mehmet efendinin suyu sert ama yüzü yumuşaktır. Kâr payını kendisi belirler; Allahın oğlu gelse, ne bir kuruş indirir ne de pahalandırır; günün hükmü neyse odur…

Yemen’den ayağının tozu ile gelip Gaziantep savunmasında şehit düşen bir babanın altı yaşındaki oğludur. Bir Nizip’in örnek insanlarındandır. Dürüstlük abidesidir. Gözü gönlü boldur. İnsanlar arasında varsıllık ile yoksulluk ayrımı yapmaz; “giyim kuşam ile insan saygın ve muteber adam sayılmaz… Yüreğiyle, dürüstlüğüyle, yardımlaşma ve dayanışma ile var olan insanlara insan denir” dedikten sonra Ali Alkan Beyefendi, önce Halepli tüccara sonra da bana bakarak: “Sohbette ciddiyet olunca orada bulunanlar çok şey öğrenirler, bilmediklerine dair… Gördünüz mü bak kemal oğlum! Bir fıstıktan, bir zeytinden girdik nereden çıktık!” dedi.

                 

10.05.2021 (Kemal CENGİZ)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR

İNSANLIK ZOR ZANAATTIR…

HALİMİZE AHVALİMİZE DAİR…

BİZDE TÜRLÜ ÇEŞİTLİ BABA VARDIR…

BENİM ÜLKEMDE HERKES HERŞEYİ UZMANINDAN İYİ BİLİR…

DOĞAL ÇEVREMİZE SAHİP ÇIKIYOR MUYUZ?

YETER DE YETERLİLİK VARDIR…

BİR DÜNYADA EŞİMİZ BENZERİMİZ YOK!

EKONOMİ TOPLUMUN AYNASIDIR…

BİRAZ SORGULAMAYA NE DERSİNİZ?