13 Mayıs 2021 Perşembe
DUYARLI İNSAN OLMAK!

DUYARLI İNSAN OLMAK!

İnsan olmak, uzak ve yakın çevrende olup bitenlere ilgisiz kalmamak…

Değişim ve gelişmelere olumlu ya da olumsuz düzeyde öküzün trene baktığı gibi bakmamak…

Alıcı bir gözle baktığın bir şeyde binbir şey görmek… Anlam ve de mana yüklemek!

            Yani, duyarlı olmak… Seni ve yakınlarını da ilgilendiren konularda neler olup bitiyor sorularını merak etmek ve ilgilenmektir, duyarlı olmak…

            Çevrende olan-biten her olaya her suni ve de doğal- oluşuma, yapılanmaya ‘muhakkak ki’ seni de ilgilendirecek olan kararlarda, yapılanmalarda ve kapılanmalarda taraf olmak; tepki koymak, destek vermek; duyarlı olmak, duyarlılık göstermek…

            Sağlıkla ilgili konularda, koca karı ilaçlarını değil, tıbbın teknolojisinden yararlanmayı bilmelisin… Unutma ki tıp insanları (cerrahlar, doktorlar, hemşireler) senin hastalıklarını gidermek, kırık ve çıkıklarını onarmak için canlarını riske atarlar; “Hele de hele” gözle görülmez virüs salgınları dönemlerinde, pandemi ortamlarında…

            Ve sana düşen görev tıbbi ve bilimsel uygulamalara uymak ve de iyiye iyi, yararlıya yararlı, güzele güzel deyip ucuna yapışmaktır…          

Ve de kötüye kötü, zararlıya zararlı, çirkinliklere çirkin deyip karşı çıkmak… Yani kendini sorumlu hissetmek, yani, bir arada yaşamanın icaplarını yerine getirmek, yani duyarlı bir insan olmak!

            Kollamak, gözetmek; sorumluluk duygusuyla sahiplenmek; geliştirip, basitleştirip yaşanılır kılmak…

            Fedakâr olmak… Yardımlaşma-dayanışma mefhumunu gün 24 saat muhafaza etmek..

            Kendine ve aile büyüklerine gösterdiğin gibi, tüm insanlara, tüm canlılara ve yaşadığın doğaya saygı göstermek; sevgiyle yaklaşmak…

            Bir hayvana da, bir ağaca da, bir bitkiye de, bir damla suya da can gibi, canan gibi, senin en lüzumlu bir organın / uzvun gibi ihtimam göstermek… Yani, “yemeyip yedirmek, giymeyip giydirmek” tavırları takındığın çocukların ve aile fertlerin gibi tüm canlıları kollayıp gözetmek bilincine sahip olmak… Yanisi kısaca insan olmak.

            Şayet, yanan ormandaki bir ağaç; bir göldeki, deredeki bir damla su kaybı; soyu tükenmeye yüz tutmuş bir canlı türü; kendi yaşadığın yerleşim birimindeki ekolojik (çevresel) dengeyi korumak…

            Ve dahi ki, sosyokültürel, tarihsel ve sanatsal kurumsallaşmaların yokluğu sana acı vermiyorsa; sen, duyarlılık konusunda adam gibi adam olamazsın… Ve de İnsan gibi yaşama gereksinmelerin senin seçtiklerin idareciler tarafından karşılanamıyorsa ve sen tepkini koyup, onları uyarıp eleştirmiyorsan tez günden ve de canını dişine takarak insan olmak için at gözlüklerini çıkarmalısın, kulaklarındaki kiri pisi temizlemelisin… Yaşadığın toplumun ve kendinin gelecek yazgısını elbirliği ile şekillendirmelisin…                

            Yani, gören göz, duyan kulak, yapıp-çatan beyinli el olmalısın…  Yaşadığın toplumda senin ve çocuklarının yarınları-gelecekleri için sosyal, siyasal, ekonomik, kültürel ve sanatsal konulardaki eksiklikleri, noksanlıkları, hataları, çarpıklıkları, yanlışlıkları tesbit edip, yetkilileri uyarmalısın, alternatif çözümler üretmelisin… Yani, insanı insan yapan bedensel ve beyinsel vasıfları gün 24 saat bir dinamo gibi çalıştırmalısın. Ve hak ederek dinlenmeli, eğlenmelisin; hem de sağlıklı bir şekilde…

 

            An be an düşünmelisin…

            Akıl-fikir yürütmelisin…

            Mantık ile bilinç ile donanmalısın…

            Yeniliklere açık olmalısın…

            Bilimsel gerçekleri kılavuz edinmelisin…

            Hobilerinin baş amacı keşif ve icatlar olmalı; kalıcı ve yararlı uğraşlar edinmelisin…

            Hoşgörüyü, saygıyı ve sevgiyi bayraklaştırmalısın... Egoizmin E’sine de Z’sine de burun kıvırmalısın…

            Ben değil, biz; birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için, demelisin.

            Hırsıza, arsıza, hortumcuya, soyguncuya, halden bilmez soysuza, namussuza fırsat vermemelisin…

            Yetim hakkı yiyene, katmerli faiz ile domuzlaşana; “Rab bana hep bana” diyene, kanun/yasa tanımayan lopcuya, elin devesini hamudu ile yutana…

            “Dediğim dedik, çaldığım düdük” tavırları sergileyenlere; vatanını-milletini-dinini satanlara, tarihsel değerlerini çalanlara, tarihsel ve kültürel değerlerini köreltenlere, kutsal dinimizi siyasi emellerine alet edenlere, meydanları boş bırakmamalı, fırsat vermemelisin…

            Adil olmalısın, hukukun üstünlüğünü savunmalısın…

            Yeri geldiğinde yalancının, fesatçının, fırsatçının üstüne üstüne yürümeli ve yüzüne tükürmelisin… Yani hakkını yedirmemelisin, hak yememelisin; kışlada nöbet tutan askerler gibi uyanık olmalısın… Ve her şeyden önce doğrucu ve dürüst, temiz, tertipli ve de sevgi saygı yüklü, örnek bir insan olmalısın… Çevreni aydınlatan -sönmez- bir ışık olmalısın…

            Özgürce dalgalanan bayrağına sömürgeci eli değdirmemelisin…Evinde de ve işyerinde de muhakkak ki muhakkak bir anayasa kitapçığın; kutsal dininin temel kaynağı olan bir Kuran-ı Kerim olmalı, anladığın dilde okumak için… Ve Mustafa Kemal Atatürk’ün bir Nutuk’u ki yaşadığın bu özgür toprak nasıl vatan olmuş, Türkiye Cumhuriyeti nasıl kurulmuş? Öğrenesin de kıymetini bilesin, diye…                                  

            Yani, vatandaş olmalısın, yurttaş olmalısın, yoldaş olmalısın… Birlik-dirlik için ayrılık-gayrilik gütmemelisin…

            Yanisi ve özcesi atalarına burun kıvırıp, küçümseyip nankör olmamalısın… İsraftan kaçınmalısın… “Benden sonra tufan!” deyip bencilleşmemelisin…

            Yani örnek insan olamıyorsan da normal insan olmalısın; paylaşmayı ve yardımlaşmayı bilmelisin…

            Mutlu-huzurlu, sosyal refahı yakalamış, emniyetli yarınları hedeflemelisin. Bilgi-bilişim çağına adapte olmalı, teknik ile donanmalısın… Yani, gün be gün kokuşmaya başlayan bugüne vurmalı, aydınlık ve yaşanılacak yarınlar kurmaya çalışmalısın

            Ama önce insan olmalısın… İnsan olmak için ne gerekiyorsa o konuda fedakârlıklar yapmalısın… Ders kitaplarının haricinde her türden kitaplar, dergiler, gazeteler okumalısın ve de gezip gözlemleyip, inceleyip-araştırmalısın… “Aha gerçek bu, aha doğrusu bu, aha bize özgü olan bu!” diyebilmelisin…

            Yani, insan olabilmek için önce cehaletten, uymaca akıllılıktan, safsata tatminkârcılığından, bananecilikten kurtulmalısın…

            İşte o zaman belki biraz adam gibi adam, gelişmiş bir toplum gibi toplum, yüce ve saygın bir millet gibi millet olmayı hak ederiz; hem atalarımızın kemiklerini sızlatma sorumluluğundan kurtuluruz, hem de torunlarımızın bize lanet okuma olasılığından…

18.03.2021 (Kemal CENGİZ)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR

YARIN BAYRAM

KÖKÜ NİZİP’TE, DALLARI GAZİANTEP’TE…

KİMDEN KORKUNUZ KİMLERE SIĞININIZ ÇOCUKLAR…

ONLARI OKUTUP ADAM EDECEĞİM…

MÜKEMMELLİK İNSANA ÖZGÜDÜR - 2

MÜKEMMELLİK İNSANA ÖZGÜDÜR - 1

23 NİSAN DA ÇOCUK

GÜNÜMÜZ İNSANINA ÖZGÜ GÖRÜNTÜLER…

ORUÇLUYUM, ORUÇSUZ OLSAM DA…