13 Mayıs 2021 Perşembe
ANKETLİK SORULAR: HALİMİZE AHVALİMİZE ÖZGÜ…

ANKETLİK SORULAR: HALİMİZE AHVALİMİZE ÖZGÜ…

Türkiye Cumhuriyetinde yaşayan ve vatandaşlık kimliğine sahip olan çevremdeki birçok kişi, kimi genç, kimi orta yaşlı, kimi de 60 yaş ve üstünde olan -uzaktan yakından- tanıdıklarım ile sanki anket yapıyormuşum gibi -ekonomik ve politik içerikli- bilgilenme ve sorgulamalarda bulundum…

Geliriniz giderlerinizi karşılıyor mu?

Hâlâ sigortalı bir iş yerinde mi çalışıyorsunuz, yoksa kendinize ait bir iş yeriniz oldu mu? Küçük ölçekli bir esnaf olarak işinizden memnun musunuz? Ailecek geliriniz giderinizi karşılıyor mu? Sizce KOBİ türünden imalatçı ya da markalı türünden fabrikatör veya uluslararası pazarları olan sizin gibi kaç sanayici pandemi döneminde kâr ederken, kaç meslektaşınız iflas etmiştir? Çalışanlarınızın mağduriyetlerini karşılayabiliyor musunuz? Türünden sohbet konuları açıyorum…

 Birçokları, “nerdeyse her ay her şeye zam geliyor; ekmeğinden elektriğine, suyundan doğal gazına kadar” diyor… Yani aklınıza kim gelirse, hangi meslek türünden ve makam sahibinden birçok kişi ile -ayaküstü- durum değerlendirmesi yapıyorum.

Tarım sektörü mensubu olanla da,  bostancı ile de… Sütünden ve etinden vazgeçemediğimiz hayvanların besicileri ile de…

Velhasılı ile de -işsiz güçsüz- kimi boşta ve atıl insanlarımızla da…  Kimi az, kimi çok bişeyler üretiyor; yararlı olmak hususunda… Tüketiciler çoğu ise markadan ziyade daha çok ucuz mamullere yöneldiklerini söylüyorlar, tasarruf olsun diye… Sorgulamada bulunduğum kişilerin kimi karın tokluğuna çalıştığını, kimisi;  “olsa deveyi hamuduyla yutacağım ama yok… Cep delik… Birçok günler kuru ekmeğe talim ediyoruz ” diyor… Ki, buna kader diyenler de olur, çalıştığı kurum veya kuruluşu yücelten de, soyup soğana çeviren de…

Ben duyarlı bir yurttaşımdır… Yasalar çerçevesinde, merak eder, inceler araştırırım, sorar soruştururum; taa ki doğrulara ve gerçeklere -bir nebze- ulaşana kadar…

Dar gelirli misiniz, orta direk misiniz yoksa hali vakti yerinde birimisiniz ya da bir eli yağda, bir eli bal da olan varlıklı bir kişi misiniz?

Mülkiyeti size ait olan kafanızı sokacak bir eviniz var mı? Kira da mı oturuyorsunuz?

Dört kişilik bir ailenin açlık sınırının 2 bin 500 küsur, yoksulluk sınırının da 8 bin 400 küsur olduğunu… Şu gün için -resmi rakamlara göre- işsiz sayımızın da 4 milyon 101 bin kişi olduğunu… Ülke geneli ortalamasına göre en düşük kira 650 TL iken, İstanbul’da 850 TL dir ki buna gecekondular da dâhildir…

Bu üç kaleme göre benim ülkem sosyoekonomik, sosyopolitik ve de sosyokültürel mana da çoktan da çok şeylere gebedir…

Virüslü pandemi koşullarında bile çoktan da çok tanıdıklarım gerek ofisime, gerekse de ayaküstünde -ama maske mesafe ve temizlik kurallarına riayet ederek- benden ülkemizin gidişatına dair -azdan çoğa- bilgilenme istiyorlar… Ülkemizin gidişatına dair, önümüzdeki genel seçime dair, siyasi iktidarın bekasına dair, muhalif partilere dair, iç ve dış sorunlara dair; bu günümüzden vazgeçtik, yarınlarımız da ne gibi durumlar olacak, sorularına sıkça muhatap oluyorum… Az ve öz cümlelerle ve sonunda da “iyi olur zar!” diyorum.

Sanki genel manada bir anket yapmış gibi oluyorum… Aklımda kalanları -sorgu soruşturmaları- siz okurlarımla paylaşmamak olmaz…

1- Bilinçli seçmen kitlemiz sizce yüzde kaçtır? Yüzde 1 mi, yüzde 10 mu, yüzde 50 mi?

2- Bir siyasi partinin -il ve ilçe bazında- kayıtlı üyesi olunca üyelerin yüzde kaçı partisinin tüzüğünü okuyup; “bu bana uyar, benim Vatan / Millet / Sakarya beklentilerime derman olur” der…

3- Sizi parti üyesi, parti taraftarı yapan parti tüzüğü müdür? Parti amblemi midir, yoksa liderin (parti genel başkanının) karizması mıdır?

4- Özellikle taşra teşkilatlarında ki il ve ilçe başkanları parti sloganlarının haricinde, parti tüzüğü doğrultusunda plan ve projelerinizi gündeme taşıyabiliyor musunuz?  En basitinden Belediye Başkanlıkların da başkan adayının kendisine mi yoksa parti liderine mi oy veriyorsunuz?

5- Siyasi parti üyesi olan üyelerin yüzde kaçı parti tüzüğü doğrultusunda vaatlerde bulunabiliyorsunuz…

6- Ben, Recep Tayyip ERDOĞAN’cıyım… Ben, Kemal KILIÇDAROĞLU’cuyum… Ben, Meral AKŞENER’ciyim… Ben, Devlet BAHÇELİ’yim… Ben HDP’liyim ve diğer partilerden birinden yanayım diyenlerin yükselen ya da düşen oy oranları neye göre yükselip, neye göre düşüyordur: A- Vaatlere göre mi? B- Sloganlara göre mi? C-Karizma ve kişiliklerine, giyim ve kuşamlarına ve de jest ve mimiklerine göre mi?

7- Özü sözü doğru olan, şaibeye bulaşmamış olan, boş vaatleri serpene gibi savurmayan, yeni kurulan partilerin liderleri ile seçime giren tüm partileri de kaale almamak olmaz…

Kadın kolları ile gençlik kolları da aktif çalışmalı… Bir de partilerin propaganda merkezleri göze batan alanlarda olmalı. Bir seçimi kazanmak emek ve çaba ister; kimse senin yanına gelmek için gönüllü olmaz; önce onu partili edeceksin sonra da aktifleştireceksin… Saflarına kattığın kim olursa olsun illa ki illa birkaç kişiyi de yanında getireceksin… Partizanlık bu!

Unutmayınız ki, 1 oy 1 seçim kazandırır.

Seçim kazanmak isteyen parti yarın seçim yapılacakmış gibi taraftar toplar, hedefe yürür…

Atalarımız boşuna dememiş; “erken kalkan yol alır” diye.

6.04.2021 (Kemal CENGİZ)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR

YARIN BAYRAM

KÖKÜ NİZİP’TE, DALLARI GAZİANTEP’TE…

KİMDEN KORKUNUZ KİMLERE SIĞININIZ ÇOCUKLAR…

ONLARI OKUTUP ADAM EDECEĞİM…

MÜKEMMELLİK İNSANA ÖZGÜDÜR - 2

MÜKEMMELLİK İNSANA ÖZGÜDÜR - 1

23 NİSAN DA ÇOCUK

GÜNÜMÜZ İNSANINA ÖZGÜ GÖRÜNTÜLER…

ORUÇLUYUM, ORUÇSUZ OLSAM DA…