27 Şubat 2021 Cumartesi
KURAKLIK VE BARAK OVASI

Veysel KARAYILAN

KURAKLIK VE BARAK OVASI

Yasaklı pazar gününden herkese selam. Yetkililer Gaziantep’in son 40 yılın en kurak yaz dönemini geçirdiğini söylüyorlar. Gaziantep, Nizip ve Barak ovası susuz. Barak ovası Gaziantep hudutları içerisinde, genel olarak Oğuzeli, Nizip, Karkamış ilçelerini içine alarak Suriye hududuna kadar uzanır. Barak ismini buraya yerleşen Türkmen topluluğunun isminden almaktadır. Barak ovası, uzun hava türküleri, yemekleri ve konukseverlikleriyle tanınır.

Barak sıcak kanlı insanların yaşadığı bir yer. Aynı zamanda dünyanın en güzel coğrafyalarından birinde ve bereketli topraklar üzerindedir. Tüm bu güzelliklere sahip olan Barak ovası şimdilerde susuzluktan perişan.

Fırat yanı başlarından geçiyor ama Barak ovası Fırat'ın suyundan faydalanamıyor. Kuraklık ve değişen iklimi yüzünden Barak’ta bulunan topraklar her yıl artan oranda hızla çoraklaşıyor.

Gaziantep dahil yöre halkının ağzında dolaşan iç çeken tek bir cümle var; Fırat akıyor, Barak bakıyor. Neden Fırat'tan su getirme düşünülmez ki. Bunun bir açıklaması olmalı.

GAZETECİLERE DESTEK YOK

Gazetecilik mesleğinin en kötü yönlerinden biride senede bir kaç kez hatırlanması. Çok zor koşullarda çalışan, kimi zaman kalemleri yalnız bırakılan ve topluma yeri geldiğinde ceplerinde bir kuruş olmamasına rağmen çıkarsız haber üreten kişilerin günü olan 10 ocak çalışan gazeteciler günü daha iyi şartlara sahip olabilmek için kutlu olsun. Çalışan Gazeteciler Günü'nün gazetecilerin kimlik ve mesleki sorunlarının bir kez daha anımsatılmasına imkan sağlaması dışında başka bir özelliği kalmadı. Koronavirüs nedeni ile ekonomik daralma ve durgunluk, işsizlik, toplumun kırılgan kesimlerini iyice genişletti. İşveren, işçi, esnaf, günlük çalışanları etkiledi. Her sektör korona virüsün etki alanına girdi. Gazeteciler, özellikle yerel basın daha da zora girdi. Her koşulda görevini yapmaya çalışan gazeteciler hastalık riskine rağmen çalışıyorlar. Hatta bazı arkadaşlarımız hasta oldular. Yerel basına memleketin yöneticileri destek vermedikleri için, yerel gazeteciler ayakta kalma savaşı vermekteler. Yerel basın ihmal edilmiştir. Bu zamanda reklam, tanıtım destekleri de yok. Sıkıntılarla karşı karşıya kalan gazetecilerin ve basın kuruluşlarımızın desteklenmesi ve bu zorlu süreci en az zararla atlatabilmesi için gereken her destek de sağlanmalıdır.

Hepimiz aynı gemideyiz.

MEMLEKETTE SİYASET

Gördüğüm kadarı ile partilerin merkezlerinde olduğu kadar il ve ilçe teşkilatlarında da en büyük sorun parti içi grupçuluk. Hatta il ve ilçelerde daha fazla. Herkes kendini öne çıkarma çabasında ben olmazsam olmaz modunda. İl ve ilçelerde birkaç değişmez isim var zaten onlarda küçük olsun, benim olsun zihniyetinde. Konuşurken mangalda kül bırakmaz ama iş yöneticiliğe gelince hiç kimse söylediğini yapmaz, yöneticiliğin hakkını vermez. Asıl olan partinin menfaati ve büyümesi ilkesi bir tarafa atılarak yerini kişisel hırslara bırakır. Yani parti büyük olsun, hepimizin olsun’ demezler. Bizim memlekette particilik yapanlar partiler arasında rekabeti değil, aynı partinin içerisinde, sözde aynı davanın insanı olduklarından dem vuranları da böler. Onlar da bir süre sonra birbirlerine düşman olur. İl ve ilçelere bakıldığında bu manzara çok net görünür. Bir bakmışsınız parti başkanı ile aynı partinin belediye başkanı birbirine düşman ve ya milletvekili. Velhasılı böyle siyaset yapan başkanların vatandaşa ne faydası ola ki.

HERKES KENDİ İŞİNİ YAPSA

Hani ne derler, akrebin işi zehir taşımak, arının işi bal yapmak, horozdan da yumurta yapmasını bekleyemezsiniz ama bu memlekette herkes kendi işini yaparsa sorun kalmaz.

Genelde, kendi işinde başarılı olamayanlar başkalarının işlerine el atıyor, halbuki herkes bildiği işi yapmalı.

Herkes kendi işini yapsın ve iyi yapsın.

Herkes işini iyi yapsa memlekette bozuk ve kötü bir iş kalmaz.

Belediye belediyeciliğini,

Sivil toplum kuruluşları sorumluluğunu

Müdür müdürlüğünü,

Doktor doktorluğunu,

Gazeteci gazeteciliğini,

Vekil vekilliğini,

Memur memurluğunu yapsa sorun kalır mı ki?

Ama ne oluyor bunun tam tersi

İşte bu yüzden yıllardır her şey tersine gidiyor.

Birileri, birilerinin ha bire ekmeği ile oynuyor.

İşler hep yarım, hep eksik, hep sıkıntılı.

Devamlı surette sıkıntılı bir süreçten geçiyoruz.

Vekil belediyecinin işine,

Belediyeci müdürün işine,

Müdür amirin işine o kendi işi olmayana

Bürokrat görevi olmayan şeylerle

O bunun işine, bu onun işine v.s. karışırsa ortaya memnuniyetsiz bir toplum çıkar.

Herkes kendi işini yapsın!

Herkesin kendi işini yaptığı ve başkalarının işine karışmadığı bir ortam mümkün müdür, bilinmez.

Ancak bu olmadığı sürece tartışmaların ve mağduriyetlerin önünü, arkasını bulabilmek de pek mümkün olmayacak.

 

10.01.2021 (Veysel KARAYILAN)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR

MEMLEKETTE VEFA

BOZULUYORUZ

GENEL OLARAK MİLLETVEKİLLERİ

KÖTÜLÜK TİPLEMELERİ

ŞEHİR İÇİNDEKİ VE YOLLARDAKİ TOTEMLER TEHLİKE SAÇIYOR

İNSAN İHTİYACI VE SANAL ALEM

YIL BİTİNCE

SİYASETTEN VAZGEÇEMİYORUZ

KORONAVİRÜS ZAMANLARI