21 Ocak 2021 Perşembe
AKIL MANTIK KÖR ANAHTARLA KİLİTLENİRSE…

AKIL MANTIK KÖR ANAHTARLA KİLİTLENİRSE…

   Siz de beyninizin -bazı anlar, arasıra- kör bir anahtarla kilitlenmiş gibi olduğunu hisseder misiniz?

               Ya da soğuk dondurucuya konulmuş gibi beyin dağarcığınızın büzüldüğünü, duyularınızın işlevini yitirdiğini, duygularınızın köreldiğini, çevrenizdeki canlı-cansız her şeyin anlamsızlaştığını, sizin için -o an- zaman ve mekân kavramının yittiğini hisseder misiniz?

               O an süresince sizin için artık her şey anlamını yitirmiş, renksizleşmiş, şekilsizleşmiş gibi mi olur?

               Bakarsınız ama göremez misiniz? Yürürsünüz ama nereye gittiğinizi ve yolunuzu bulamaz mısınız?

               Okuduğunuzu anlamaz mısınız?

               Çevrenize ve hatta en yakınlarınıza -o an için- yabancılaşır mısınız? Bedeniniz, benliğiniz umursamazlık, vurdum-duymazlık zırhına mı bürünür ve sıkça “aman sende mi” tavırları takınır; yok olmuş, bitmiş, bıkmış usanmış hallere düşer; tükenmişlikleri, acizlikleri ve de dili lal olmuş rolünü mü oynarsınız?

xxx

               Ben kendimden bilirim, sizin ikrarınıza ne hacet! Beyin kör bir anahtarla bir kez kilitlenmeye görsün!

   Bakışınız donuklaşır, ufkunuz daralır ve bir noktadan ötesini, çevresini göremezsiniz… İlgi alanınıza giren konularda bile hiçleşir, umursamaz, ilgi duymaz, hiçbir olguya mana yükleyemez olursunuz… Ruhsal ve bedensel körlüğü ve bitip tükenmişlikleri yaşarsınız; şevkiniz, hevesiniz, mücadele azminiz ölür o anlar…

O an, yağmur iliklerinize işlese, güneş beyin haşlamasına soyunsa hissetmezsiniz...

   Yaş ağaca balta vuranı, yolda yürürken yavru köpeklere ya da kedilere tekme savuranları, yetim hakkı yiyenleri, gebe bir kadının çantasını kapıp kaçanı görseniz ‘müdahale etmez, mağduru savunmaz’ olanı-biteni umursamazsınız!                                                  

Hava kirliliği, susuzluk; doğal dengenin ‘içini-dışını’ kâr hırsı bürümüş insanlarca katledilmesi; bizi yönetsinler diye seçtiklerimizin her şeyi kendilerine ve yandaşlarına yontmaları, yoksul çoğunluğa ise kırıntısal sadaka dağıtmaları, hatır-gönül ilişkileri ve her işin rüşvet ile çözülmesi ve yarın neler olabileceği ‘o an sizlerin’ ilgi alanınıza girmez, değil mi?                                   

Yanlış, hatalı, çirkin ve depreme dayanıksız yapılanmalara ve uygulamalara dair hesap sorma hakkınızı kullanmazsınız, kullanmazsınız…

Sormazsınız, sorgulamazsınız; çünkü merak etmezsiniz, araştırma-inceleme zahmetinden kaçınırsınız...

Sizi birebir ilgilendiren konularda dahi söz hakkınızın olmadığını sanırsınız.

Teslimiyetçi bir kadercilik savunmasına sığınırsınız

Nasıl olsa bahanemiz de hazırdır, beynimiz kör bir anahtarla kilitlenmiş ya ondan... O an, sizler için günlerce, aylarca, yıllarca da sürebilir; kilit paslanmıştır; aç açabilirsen lazım olduğu an!

Ama açamazsın, açamadığın için de yaşadığınız toplumdaki günlük teamüllere dönüşen hırsızlık, arsızlık, cinayet, şiddet, kanunsuzluk, siyasal ve dinsel içerikli menfaat odaklarının örgütlü bir şekilde sizlere kader çizmeleri; soygun-vurgun-kapkaç, avantacılık, terör, çıkarcılık, lopçuluk; insan haklarının gasp edilmesi, özgürlüklerin kısıtlanmasıdır…

Ülkemizin tarihsel, kültürel ve hatta sosyal kurumlarının ve de cennet-mekân kıyılarının yağma-talan peşkeş çekilmesi; geri kalmışlığın, yoksulluğun, işsizliğin, fukaralığın neden ve niçinleri sizin ne umurunuzadır?

Çünkü çoğumuzun beyni kör bir anahtarla anlık değil, yılları kapsayan uzunca bir zaman dilimi süresince kilitlenmiştir…

xxx

Beynimizin kör bir anahtarla aylarca, yıllarca kilitlenmesine cehalet denir. Uymaca akıllı denir. Tek yönlü düşünenlere de şartlanmış denir…

Bir saplantının, bir doğmanın, zaman aşımına uğramış, pratikte anlamını yitirmiş bir görüşün, bir düşüncenin, bir ideolojinin saplantısında kendini avutana avanak, ahmak denir; ya da ortaçağ karanlığından bir türlü çıkamayan geri kalmış, geri zekâlı!

Saplantılarının haricinde onun gözü gerçekleri göremez: iyi ile kötüyü, yararlı ile zararlıyı, güzel ile çirkini ayırt edemez

Ezildiğinin, sömürüldüğünün, kullanıldığının ve de dünya nimetlerinden mahrum bırakıldığının farkında bile olmaz, olamaz...

Yarın kaygısı mı; huzurlu bir ortamda saygın bir yaşam kavgası mı, denince; “o da ne?” der kör anahtarla uzun süreliğine kilitlenmiş olan beyinsiz beyin sahibi!

Aş-ekmek… Özgürlük… Birlik/dirlik… Huzur… Sevgi-saygı… Akıl/fikir/mantık… Kollama/gözetme… Eşitlik… İnsani değerler… Yasa/tasa… Hak/hukuk, adalet… İş/güç/ekmek… Üretim/istihdam… Dış itibar… Saygınlık… Kalkınma… Yüce değerler… Gelenek ve görenek… Ve çağdaşlık gibi kavramların günlük yaşamdaki belirleyici rolü sizin gibi beyinleri uzun süreliğine kilitli kalanların ilgi alanına ‘hiç mi hiç’ girmez!

Nasıl olsa ‘iyi ya da kötü, güzel ya da çirkin, yararlı ya da zararlı türünden’ yaşamınızı ve varlık koşullarınızı belirleyen, sizin yerinize düşünen ve karar verenler ve de sizi koyun güder gibi güdenler, yönlendirenler, yönetenler vardır…

Hal böyle olunca -uzun süreli atıl duran, içi kof bir ağaç gibi boşalmış ya da birilerine bağımlı olan- beyniniz kör bir anahtarla kilitlenmiş olsa, kime ne zararı dokunur; kilitlenmese kime ne faydası olur?

Akıl, fikir, mantık, beyin ve yürek kapılarınız açık değilse!

26.11.2020 (Kemal CENGİZ)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR

Yararlı bir insan olabilmek için, öğütsel manada: HERKES ÜSTÜNE DÜŞENİ YAPMALI: 1

İNSANIMIZA ve ÜLKEMİZE ÖZGÜ ÇARPIK ÇURPUK TASVİRLER…

  GÖZÜME TAKILANLAR İLE AKLIMDA KALANLAR -2

GÖZÜME TAKILANLAR İLE AKLIMDA KALANLAR -1

TURİZMİN EKONOMİK VE KÜLTÜREL BÜYÜK BİR SEKTÖR OLDUĞUNU NİZİPLİLERİN GÖZÜNE SOKSAN YİNE ANLAMAZLAR…

YENİ BİR YIL VE ASLA ESKİMEYEN YENİ UMUTLAR…

VİRÜS DOĞAL AFETLERDEN BETER Mİ, BETER…

BİR DÜNYA BİRLİK OLUP BİZİ ÇÖKERTECEKLERMİŞ…

CORONA VİRÜSLÜ BİR İRONİ…